Archive

Monthly Archives: August 2012

“Porsuk ağacı gibi yeşilim ben çitin gölgesinde. Saçlarım yapraklardan. Yeryüzünün merkezine salmışım köklerimi. Gövdem bir sap. Sapı sıkıyorum. Ağzındaki delikten koyu bir damla sızıyor usulca, büyüyor, büyüyor. Şimdi göz deliğinden pembe bir şey geçiyor. Bakış kayıyor şimdi yarıktan, çarpıyor bana. Gri fanila takımlı bir çocuğum ben. Buldu beni. Ensemden yakalandım.

Beni öptü. Her şey paramparça oldu.”

Hayatım boyunca hiçbir zaman “ona söyleyeceklerini bir kağıda yaz ve yak” diyen insanlar kadar karakterli olamadım. Anlamlı şeyler yazıp, onları kimsenin okumayacağını bile bile yok etmedim. Bunu oldukça “ergen”, bazen de oldukça “cool” buluyorum. Ruh haline göre…

Sevgisini de, nefretini de, sinirini de o anda, muhatabının yüzüne haykıran bir insan olarak etrafımda “karaktersiz” ve “iradesiz” olarak değerlendirilmem nedendir bilmiyorum. Evet sevdiğim adamın yüzüne haykırabilmek ya da karşımdaki insanın gözlerine baka baka sövebilmek gibi yeteneklerim var.

Ama iradesizim beyler.

%d bloggers like this: