Blogun İlk Saç Dosyası: Redhead Olmak!

Bügüne kadar doğallıkla karşı karşıya kaldığında beni alt etmeyi başaran tek bir konu var; kızıl bir saça sahip olmak. Nitekim henüz 18 yaşındayken ilk kez saçımı turuncu baz ağırlıklı bir bakıra boyattım ve o gün bugündür sürekli saçımı boyatma konusunda gelgitler yaşıyorum. Bu postu da artık kumral olmaya karar verdiğim için yazıyorum, bir nevi kızıl olmaya elveda yazısı olacak benim için. Tekrar kumral olmaya karar vermemin sebebi ise, artık saçımın doğal rengine dönmesini istemem, özellikle bu aralar çok sağlıksız olduklarını hissediyorum ve saçımı uzatmaya karar vermem. Yani artık boyalı kısmı kestirerek bu işten kurtulma çabama bir son verip uzun saça adım atacağım 10 yaşından sonra ilk defa.

Saçımı ilk defa 2009 yazında kızıla boyatmıştım. Onun tonunu göstermek adına birkaç resim buldum gençliğime ait ahaha.

a    b

İlk fotoğraf boyama işleminden yaklaşık 2 hafta sonra çekilen, rengin oturduğu bir fotoğraf. İkinci fotoğrafta ise yeni boyanmış halini görmek mümkün. Oldukça yoğun bir turuncu aslında bu, kızıldan ziyade. Eski kuaförüm bu renk için iki boyayı karıştırıp üçüncü bir renk elde ediyordu. Bu renkler Schwarzkopf 7.77 ve Loreal 7.40. Ben bu rengi yaklaşık bir yıl boyunca kullandım, ancak koyu kahve saçlarım nedeniyle her seferinde saç rengim açıldı ve haliyle bu dönem saçlarım için oldukça yorucuydu. Totalde 4 ya da 5 haftada bir dip boyamı tekrarlıyordum.

Aslında postu yazma sebebim olan bu dönemde saçlarıma nasıl baktığımdı. Bu saç tonuyla asla kızıl saçlara özel şampuanlar ve bakım setleri kullanmadım ben. Normalde çoğu markada bakır – kızıl ayrımı yapılmadığı için ben özellikle Toni&Guy kullandım o dönem boyunca.

Toni_N_Guy_Colour_Reviver_Shampoo_Sunlight_Blonde_250ML_M_1_2x

“Sunlight Blonde” olarak geçiyor bu seri ve saç kremi, bakım kürü, maske gibi yan ürünleri de barındırıyor. “E bu blonde’muş ama sen bize bakır dedin” diyenler için Toni&Guy’un sarışınlar için ayrı bir serisi daha var. O şişe de mavi renkli, yine ışıltılar barındıran bir şişe. Kızıllar için üretilen şişenin kırmızı olduğunu söylememe gerek yoktur diye düşünüyorum. Bu seriden inanılmaz memnundum açıkçası. Saç boyasının rengini ne kadar koruduğu ile ilgili tartışabilirim ancak saça kazandırdığı ışıltıyı ben başka hiçbir saç bakım ürününde bulamadım. Şampuanımı unuttuğum yolculuklarda, 2-3 günlük bir süreçte bile, saç rengim soluklaşıyor ve tonunu gösteremiyordu.

Bu renkten sonra saçımı kısacık kestirerek boyalı kısımdan kurtuldum ve kendi rengime döndüm ama daha önce yabancı bir blogda okuduğum bir söz vardı; bir kez bakır olursanız, mutlaka bir kez daha olacaksınız demektir. Bu nedenle saçımı ikinci kez boyattım. Halen de bu tonda devam ediyorum, şimdilik.  Bu kez dikkat ettiğim en önemli şey saçımı açtırmaktan kaçınmak oldu. Kendi rengim üzerine olabildiğince açık bir bakır istedim, sonuç bayağı kızıl oldu. Buradan yeni (bu kızıldan sonra eski oldu tabii.) kuaförüme de selamlar!

d  e

İlk fotoğraf boyama işleminden bir hafta sonra çekildi. Bildiğiniz tarçın tonları, kızıllar saçımda kol gezdi anlayacağınız. Kuaförüme ulaşamadığım için bu rengin hangi numaralar olduğunu öğrenemedim tabii ama ikinci fotoğrafla ilgili fikir verebilirim diye düşünüyorum. Bu tondan hiç memnun olmadığım için kendim rengime karar verip boyamak istedim. İlk resmin üzerine Loreal Excellence Creme 7.43‘ü  uygulayınca ikinci tonu elde ettim. Kızıllığı yok edemesem de en azından gün ışığında parlayan bakırları görmek mümkün oldu.

loreal-excellence-7-43

Bu ikinci boyamadan sonra yine Toni&Guy’ın bu kez Cranberry Red serisini kullanmaya başladım. Çünkü Toni&Guy’larda saç renginize en uygun ürünü bulabilmek adına karşılaştırma yapabileceğiniz renk paletlerinde ben Sunlight Blonde’dan çoktan çıkmış, kızıl sayılıyordum. Cranberry Red’deki etkiyi Sunlight Blonde’daki kadar hissedemedim ben. Belki kızıl olmayı sevmediğimden yeterince dikkat de etmemiş olabilirim.

Kızıl dönemimle ilgili bir Elséve postu da yazacağım ancak onu da buraya ekleyip iyice çorbaya döndürmek istemedim. Tüm bunlara ek olarak eğer buğdaydan koyu bir teniniz yoksa ve tamamen doğal saç renginize sahip değilseniz ölmeden önce bir kez bakır olmanız gerektiğini söyleyebilirim. Çok yoğun bakım isteyen, dolabınızdaki kırmızıları azaltan, her mağazada koyu yeşillere, gece mavilerine koşturan bir renk olsa da tüm o çabayı hak ediyor.

Sanırım dikkat çekmek de biraz zahmeti yanında getiriyor.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: