Peter Thomas Roth’u Tanıyoruz!

Merhaba, artık alışkın olduğunuz gecikme özürümle başlayayım (: Şu postu bile ders – spor – yemek üçgeninden sonra kısmen kapalı gözlerle yazıyorum. Ama daha önce de Twitter’dan duyurduğum Peter Thomas Roth ürünlerini inceleyeceğiz. Hatta çok büyük ihtimalle bu gece bir de Günün Ojesi gelecek. Ancak öncelikle uykusuz kalmak için uzun zamandır dinlemediğim birkaç Paramore şarkısını açıyorum ki herhangi bir fire vermeden bu postları tamamlayalım.

Öncelikle kesinlikle bu ürünler hakkında profesyonel bilgiye sahip olmadığımı açıklayayım. Neden bu markayı seçtiğim ise, elinde tester’larla kapıda beliren erkek arkadaşımın “sen biliyorsundur bu adamları, bana fikir ver hadi” gazında gizli. “Bilmiyorum” demek yerine “ben yarın sana yarın detaylı bilgi vereyim olur mu?” demek çok daha hoş durdu (:

37_peter_thomas_roth_s_133f

 

Peter Thomas Roth 1990’lı yılların başında New York’ta iki arkadaşın dost sohbetleri sırasında ortaya çıkmış ve 1993 yılında da ilk üretimine başlamış. Kendilerinin official sitelerine “buradan” ulaşabilirsiniz. Siteye girdiğinizde de fark edeceğiniz yegane durum kendilerinin kozmetiğin yanında klinik ürünler de satması haliyle eye liner’dan güneş kremlerine, maskelere ulaşan bir kartelasının olması. Bunun yanında erkek cilt bakımı ve traş ürünleri de dermatolojik olarak onaylanmış bir şekilde sitede bulunmakta.

Öncelikle benim denediğim ürünler yüz sabunu, cilt losyonu, duş jeli, şampuan, saç kremi ve yüz kremi idi. Tabii hepsi yaklaşık 15 ml’lik ürünler olduğundan sizinle paylaşacağım izlenimlerimi sadece minik review’ler olarak almanızı isterim.  Yüz sabunu ile başlamak gerekirse, kendisini beğenmediğimi belirtmek isterim. Ancak nedeni ürünün kötü olması, akneye yol açması gibi sebepler değil. Benim cildimin karmadan kuruya dönük değil direkt olarak kupkuru bir cilt olması sanırım sabunun bende daha fazla kuruluğa yol açmasına sebep oldu. Bunun için koskoca bir markayı suçlayamam (:

İkinci olarak cilt losyonunu kullandım ki keşke bitmeseydi. Büyük boyunu almaya cesaret edebilir miyim bilmiyorum, malum fiyatlar, ancak sizin için de geçerli mi bilmiyorum ama ben her cilt losyonunda yüz kremlerindeki doygunluğu, yoğunluğu arıyorum ve hepimizin bildiği sıradan markaların cilt losyonları sudan hallice bir kıvamla piyasaya sürülüyor. Onları kullandığımda nemlendirici etkilerini neredeyse hiç hissetmiyorum ancak bu ürünle, ciddi anlamda tüm vücudumun ve gözeneklerinin hava aldığını hissettim. İnanılmaz bir etkisi vardı. Aynı şekilde buna ek olarak yüz kremi de çok rahatlatıcı bir etkiye sahipti. Onun da kıvamı oldukça yoğundu. Ama yüz kremi cilt losyonu kadar kolay erimedi ve makyajdan hemen önce sürdüğümde uzun süre emilmesini beklemem gerekti. Bu bir handikap mıdır bilmiyorum ama kremi sürdüğünüzde iki dermatologun canla başla, olabilecek en az kimyasal şekilde bu kremleri hazırladığını hissediyorsunuz.

Duş jeli ve şampuana geldik. Bu kategoriye bir de saç kremini ekliyorum. Bu minik şampuan + saç kremi tester’larının en büyük dezavantajı benim “hayatımın şampuanını buldum” cümlesini kurmamdan 1 hafta sonra elime geçmiş olmaları. Çünkü iki yıkamada kullanmış olsam da (tabii ki mucizevi bir etki beklemiyorum)  Loréal Elseve’in Arginine Resist X3 serisinin üç-dört yıkamada toparladığı saç dökülmesi sorunumu tekrar başlatmış olması. Yani Elseve ile yıkarken en fazla 2-3 tel dökülen saçlarım, bu iki yıkamada yine avuç avuç dökülmeye başladı. Bunun yanında yumuşaklığını da pek sevdiğimi söyleyemem. Saçı biraz sert bırakıyor ki bu aslında içeriğinde zararlı silikonun olmadığının bir göstergesi. Ama ben zaten kalın telli olan saçlarımı sert sevemiyorum.

ptr019_peterthomasroth_megarichbodywash_800x960

 

Favorim ise işte bu duş jeli! İçinde minik granüller var yeşil ve turuncu olmak üzere ancak bu granüller size peeling etkisi yaratmak için hazırlanmış şeyler değil. Aksine suyla buluşunca eriyen bu granüller hem çok güzel bir görünüm kazandırıyor aynı zamanda A, C ve E vitaminlerini temsil ediyor. Duş jelinin o kadar güzel bir nemlendirici etkisi var ki, duştan çıktığınızda ne yağ, ne losyon hiçbirinin yokluğunu hissetmiyorsunuz. Ayrıca oldukça kalıcı ve hafif bir kokusu var. Sanırım Boyner’leri ziyaret ederek yana yakıla arayacağım tek ürün bu olacak kullandığım seri içerisinde.

Peter Thomas Roth oldukça yüksek fiyatlı bir marka aslında. Yurtdışında normale yakın fiyatları da olsa, vergi ve saçmasapan kar marjları yüzünden 250-300 liralardan bahsedilen bir markaya dönüşüyor. Bu nedenle yarın kalkıp almaya karar vereceğiniz ürünlere sahip değil ancak vücudumun bir noktadaki herhangi ciddi sağlık problemi için ilk kapısını çalacağım marka da Peter Thomas Roth olacaktır. Yine de “Benim param var arkadaş” diyenler için kendilerini Boyner’lerden temin edebileceklerini duyuralım (:

Peter Thomas Roth hakkında son söyleyeceğim şey ise bu postu yazarken yaptığım araştırmada fark ettiğim bir salatalık maskesi;

2850

 

O nasıl güzel bir renk, o nasıl güzel bir kıvam aklım almıyor gerçekten. Yurtdışında $45 gibi bir fiyatı var, bunun yanında Dermstore free shipping vaadinde de bulunuyor ancak Türkiye’ye yolluyorlar mı, bir fikrim yok. Bakmak isteyenler için de Dermstore tam olarak burada.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: