Archive

Monthly Archives: May 2014

Dokunuyorsun ve senin oluyor. Oyuncak gibi, oyuncağını koyduğun kutu gibi. Hayalini, gülümsemeni koyuyorsun, koydukça boşaltıyorsun.

Kutun gibi, ayırıyorsun küpelerini, siyahları, beyazları. Ayırıyorsun, sevdiklerin, sevmediklerin. Gülüşünü seviyorsun mesela, bencilliğini değil. Katıların hacmi belli de, gaza geçmişsin çoktan. Kokusunu arıyorsun en çok.

Koyuyorsun içine, hayallerinizi, anılarınızı. Almaz ki, boşaltıyorsun bir yandan. Kendini değil, onu. Her şey hak sana, seviyorsun, dokunuyorsun ve senin oluyor. Sen öldürsen de, kanatsan da ona lütfediyorsun. Öyledir aşk, hacmine hükmedemediğini sevmezsin. Bir kez izin verdin mi, sen akarsın o dolduruyor diye.

Hatırla oyuncak kutunu, hiç atıldı mı çöpe o? Ne geldiyse başına hep bir yeri yırtılmış oyuncakların. Ne gelecekse başına bir yerinden kırılacak hayallerin. Kötüyü atacaksın onun içinden, tekrar tazeler gelecek. İzin vermeyeceksin o doldursun, bir kere dokunduysan senindir. İzin vermiş bir kere, dolduracaksın o kalmayana dek.

İçindeki hiçbir oyuncak, hiçbir hayal, hiçbir anı ona ait kalmayana dek dolduracaksın. Fedakar aşk olmaz.

Dikiliyor öyle birkaç adım uzakta, benim. Dokunuyorum ve benim oluyor. Öyle diyor, “seninleysem seninim.” Dolduruyorum. Artık içi bomboş, içi ben dolu.

 

Dikiliyor öyle birkaç adım uzakta, benim.

Bugünden 7 yıl önce, şimdi benden 800 kilometre uzakta bir deftere yazmıştım.  Sürekli aynı kapıya ulaşan bir adamın hikayesiydi, o kadar çok dönmüştü ki bir salyangozun kabuğunda yaşadığına emindi. Artık eminim kabuktan.

Ben Ankara’yı çok severim. Öyle ki ömrümü geçirmeye hevesliyim. Kırık kaldırımına, taksicisine alışmak çok kolaydır Ankara’nın. Hatta betonuna alışmak bile kolay. 

İnsanlar kaderini kendi çizmez, kaderler aileden gelir. Bunu bilirim başından beri. Bugüne kadar hep inanırdım ki, bunun sebebi hep paradır, çevrendir senin. Olmaz orada olmayanla. Olmaz senin gibi olmayanla. Olmaz.

Olmuyor. Ailenden geliyor, olmuyor. Orada olmadığından değil. Nereye baktığından olmuyor. Çünkü eğer denize bakarak büyüyorsan olmuyor. Anlatamıyorsun kendini. Aslında en çok sen anlatıyorsun da, toprağa basanlar çizemiyor senin resmini. Çünkü sen daha el kadarken öğreniyorsun engini, büyüklüğü, saklanmayacağını ne varsa içinde. Çünkü akşamüstleri o yosun vurmazsa olmaz kıyıya, biliyorsun.

Sen daha el kadarken, güneşin batışını izlemiyorsun. Hep yakamozdasın. Sen daha el kadarken öğreniyorsun ışığını yansıtmayı. Sen parlarsan, karşındaki deniz de olsa, parlar biliyorsun. Biliyorsun hava soğuksa deniz sıcaktır, vardır her şerde bir hayır. Beklersen güneşi, imbat eser biliyorsun. Yanarsan, erersin rahata, el kadar da olsan.

Ne verirsen, o gelir sana dalga misali. Çocukken attığın çubuk denize, yıllar sonra kin, öfke. Kahkaha bırakırsan yankı yapar, o bile döner, hep aklında. El kadarsın, özenmişsin denize, ne yapacaksın, deliriyorsun her rüzgarda. Sabaha karşı hep süt liman, ondan uyuyamıyorsun erkenden, özlüyorsun huzurunu.

Senin bacakların hep çıplak, dalga vuracak, kaçırmak olur mu? Görmemişsin ayazı, soğuğu, kabuk örmemişsin. En masum nasıl kalınırsa birinin karşısında, deniz karşısındaymış gibi soyunuyorsun. Koskoca deniz donar mı hiç? Donmuyorsun, var her şeye cevabın, tepkin. Ağlasan da, gülsen de, dalga gidip gelmeyi bırakır mı? Bırakmıyorsun.

Ama anlamıyor toprağa basan. Ondan olmuyor. Sen denizden insan olmayı öğreniyorsun, o topraktan kabuk tutmayı. Olur mu hiç? Olmuyor. Açık deniz kadını olunca olmuyor.

10300308_10152124717543807_758125230387181292_n

Ne kadar kendimi yukarıda tutmaya çalışırsam çalışayım, gün içinde bazen öyle şeyler oluyor ki mutsuz olmamak elde değil. O anlarda da artık bu bilekliğe bakıp, ne için çabaladığımı unutmayayım istemiş çok özel bir insan, buradan da teşekkürler! Ben tesadüflere değil eşyaların enerjisine inanırım, nitekim bu bilekliği taktıktan sadece 1 saat sonra gelen iş telefonu da kendisini yanımdan ayırmamak için mükemmel bir neden oldu bana.

After all that I’ve been through in a day, I can not prevent to be unhappy. But someone special, gave me this wristband to remember what I’m makin an effort. Thanks a lot! I believe in the energy of stuff. So after an hour I wore this band, I took a call for job interview. I’m going to make a business call with it, sure!

 

__

Instagram: @burninsupernova

Twitter: @burninsupernova

Mail: dilsahdeniz@yahoo.com

Vitringez: http://www.vitringez.com/blog/author/dilsahdeniz/

Pastırma Yazı: http://pastirmayazisarkilari.wordpress.com/

10245333_10152116092603807_7878772222070198415_n

İkinci günle merhaba! Öncelikle cübbemin kırışıklığıyla özür dileyerek başlayayım, ancak bugün mezuniyet maratonuna start verdiğim gün olarak tarihe geçsin. Cübbe ve keplerimiz geldi, pazartesiden itibaren artık fotoğraf çekimlerim başlayacak. Bu da kilometrelerce uzaktaki anne ve babayı mutlu etme pozu olarak güne damgasını vurdu. Şimdiden askıdaki cübbeye bakıp “bitiyor gerçekten” demeye başladım bile ^^ Gerçekten bitiyor.

 

Hello with the second day! Today is the day that we start the graduation days! But still I’m not sure I can handle my graduation hat. Our caps has arrived and next week our photo shoots are going to begin. This photo is taken for my parents who live far far away from me and it deserves to be a photo of the day. Still I can’t believe that the end has come but these are our last days truly.

 

__

Instagram: @burninsupernova

Twitter: @burninsupernova

Mail: dilsahdeniz@yahoo.com

Vitringez: http://www.vitringez.com/blog/author/dilsahdeniz/

Pastırma Yazı: http://pastirmayazisarkilari.wordpress.com/

10257670_10152114551578807_4840350414465151180_n

Merhaba tekrardan! Kozmetik dışında bir konuyla burdayım; 100 Happy Days projesine daha önce rastladınız mı bilmiyorum. 100 gün boyunca gün içinde mutlu olduğunuz bir anı / objeyi / kişiyi fotoğraflayıp istediğiniz sosyal medya sitesi aracılığı ile paylaşıyorsunuz. Bu beyler sizin nickname’inizi kayıt esnasında aldıklarından, sizi kontrol ediyorlar. Ben bugün başladım, şimdiden yarın beni mutlu edecek şeyin hayalini kuruyor buluyorum kendimi yey ^^ Ben paylaşmam derseniz, her gün bu beylere mail atmanız da mümkün. Böylece gizliliğiniz korunuyor.

Bu benim ilk gün resmim, artık her gün sanıyorum ki buradan da paylaşacağım. ODTÜ Devrim Stadyumu’nda çok sevdiklerimle bol bol dans ederek geçirdiğim bir gün oldu benim için. Çok keyifli ve kahkahalıydı. Hep böyle devam eder umarım ^^ Projenin sitesini de ekliyorum ki, belki siz de dahil olmak istersiniz?

 

Hi again! Today I started 100 Happy Days project today. The main idea of that project is to share your most happiest moment / object or person via social media. You must put your nicknames to project registry so they can check you. If you do not share your photos in public, you can send them via e-mail. This is my first day photo. It had been a long day dancingly and laughingly. I hope it goes like that.

100 Happy Days

__

Instagram: @burninsupernova

Twitter: @burninsupernova

Mail: dilsahdeniz@yahoo.com

Vitringez: http://www.vitringez.com/blog/author/dilsahdeniz/

Pastırma Yazı: http://pastirmayazisarkilari.wordpress.com/

%d bloggers like this: