Archive

Monthly Archives: August 2014

Bugün kozmetik, tatil ya da müzikten biraz daha ciddi bir konudan konuşacağız; kedi sahiplenmek. Son zamanlarda öyle bir trend yükseldi ki, herkes evcil bir hayvana evini açar oldu ki bu benim adıma çok sevindirici bir gelişme. Ancak bugün bu güzelliğin negatif getirilerinden bahsedeceğim;

Bilen bilir, bundan daha önce Pirinç isimli bir Ankara kedisini sahiplenmiştik aile olarak. Benimle değil ailemle yaşıyordu. Pirinç’i sahiplenme sebebimiz sahibinin ahlak dışı bazı davranışlarının komşuları tarafından fark edilmesiydi. Zaten kurtulmak istediği bir hayvanı bizim kucağımıza atmıştı. Pirinç o evde gördüğü psikolojik şiddeti bizim evimizde atlatamadı, tüm çabalarımıza rağmen sürekli bizden korktu. Nitekim bir yılın sonunda havalandırmak için güvenli modda açılmış camdan atlayarak kaçtı. Daha sonra evin etrafında sürekli mama ile beslemeye devam ettik, halen ediyoruz ancak eve gelmeye ikna olmuyor elbette.

Uzun bir süre bir daha evcil hayvan edinmek istemedik, ta ki yine çok zor durumda olduğunu duyduğumuz bir kediye rastlayana kadar. Kısa maceramızda kendisine Turunç ismini koyduğumuz henüz iki haftalık sarman sahibi tarafından mama masrafı bile karşılanamadığı bilgisi ile bize geldi. Evimize getirdiğimizde Turunç’un yaşadığı ortamla ilgili hiçbir bilgimiz yoktu. Meğer bahçede kardeşleriyle ve annesi ile yaşayan bir kedi imiş. Bizimle kaldığı 2 gece boyunca hiç durmadan ağladı. “Alışır ya” diyen tüm hayvansever çevremize inat onu ait olduğu yere, bakımını orada üstlenmek üzere, bıraktık. Henüz arabadayken evini tanıyıp kendini dışarı atmaya çalıştı. Bu kediye bunu yapan kadına bağırdım, çağırdım evet. Siz annenizden, kardeşlerinizden ayrıldığınızda ne hissedersiniz bir düşünün isterim bu noktada. Aidiyet her zaman sizin lehinize olmak zorunda değildir. Bazen hayvan sevginiz, kendinizden çok onu düşünmekle kendini göstermelidir.

Ve bir gün yine telefonum çaldı. Sizinle tanıştırdığım Leo için bu kez. Evinde dayak yiyen bir kediydi Leo. 3 yaşındaki bir kedinin bana asla alışmayacağı gerçeğiyle gittim oraya, bıyıklarının bir tarafı hiç yoktu, evin çocuğu tarafından yolunmuştu çünkü. Evimi açmakta hiç çekinmedim. O gün Leo’yu o evden kaçırmaya karar vermiştim çünkü, sahibini gördüğünde koşarak kaçıyor saklanıyordu. Sahibi çocuğuna engel olamadığını, çok hırpaladığını, divan altından çıkmadığını söyledi. “2-3 hafta sizde de çıkmaz, endişelenmeyin” dedi. Şu an ayaklarımın dibinde uzanan bu iran kedisi bizim evimizde hiç koltuk arkasına saklanmadı. İlk günden beri ten teması için çok hevesli. Sevgi istiyor, ondan sıkılırsa oyun oynuyoruz beraber, canımı acıttığını fark ederse elimi yalayacak kadar naif bir kedi bu.

Şimdi burada negatif ne var diyeceksiniz? Ben Leo’nun resmini ilk koyduğum günden beri cins hayvan saplantılı olmakla suçlanıyorum. Herkes evinde sokak kedisi beslemek zorunda mı bu konuda çok emin değilim. Artık durum öyle yolundan saptı ki, insanlar sokakta rengini beğendiği kedi yavrusunu eve alır hale geldiler. Sürekli sahip duyurusu var sosyal medyanın her köşesinde. Arkadaşlar doğum yapan her kedinin yavrularını, sanki sizinmişçesine ona buna dağıtma hakkına sahip değilsiniz. Nitekim hayvanseverlik de bu değil. Hayvanların hayatını kolaylaştırmak bizim başlıca görevimiz ama onlara saygı duymamak sizi hayvan sevmeyen insanlardan daha aşağılık bir hale getiriyor.

Lütfen doğal habitatı olan yerlerden onları koparmayın, kediler ve köpekler sandığınızdan daha büyük psikolojik yaralar alıyor bu değişimlerden. Çoğu evlerinizden kaçıyor ya da eve zarar verdikleri için zaten tekrar sokağa atılıyor. Aynı zamanda kediler sizin oyuncağınız da değiller, koynunuzda uyumak ve size güzel poz vermek zorunda değiller.

Kediler varoluşsal olarak zaten genetik hastalık taşımaya oldukça yatkınken, insanların evlerinde besleyecekleri hayvanın anne ve babasını tanımak istemesini lütfen artık normal karşılayın. Hasta, muhtaç, yaralı kedileri tenzih ederek söylüyorum ki birkaç günlük hevesiniz için eve aldığınız kediler tırnaklarını ev ortamında koruyamadıkları için tekrar sokağa döndüklerinde açlıktan ölüyor, yemek bulamıyorlar.

Bazı kediler sokaklarındır, unutmayın.

This slideshow requires JavaScript.

Leo’yla tanışmaya ne dersiniz? Henüz birkaç gün önce sahiplendiğimden ancak sizinle tanıştırabiliyorum. Instagramda olanlar için biraz daha erken bir tanışma hazırlamıştık.

Sanırım kendisini severken öldüreceğim, dünyanın en asabi kedisi gibi dursa da kucağı pek seviyoruz. Birlikte uzun uzun yıllarımız olsun!

 

Have you met my little Leo? I’ve just adopted him a few days ago and now it’s time to be acquainted with you.  He seems a little bit upset, i know, but loves my arms. Do you love him?

 

__

Instagram: @burninsupernova

Twitter: @burninsupernova

Mail: dilsahdeniz@yahoo.com

Vitringez: http://www.vitringez.com/blog/author/dilsahdeniz/

Pastırma Yazı: http://pastirmayazisarkilari.wordpress.com/

%d bloggers like this: