Archive

Monthly Archives: March 2015

Tuslular giriyor once. Biliyor musun bilmiyorum, bir sarkida sadece piyanonun gucuyle ilgileniyorum. Kolay aglayan biriyken, bir piyano yuzunden gunlerce susmuyorum da.

Kizin surati geliyor onume. Eski bir film. Orada dinlemek zorunda kaldigim icin hatirlamiyorum sarkiyi, sarki yuzunden sahneyi animsiyorum korka korka. Dunyanin en guzel filmi degil, dunyanin en agir filmi. Havaalanlari var.

John cocugun adi. Kizi hatirlamiyorum. Gidenler hatirlaniyor genelde. Seni gittigin icin hatirlamiyorum, ama gidisini hatirlamamak icin her gece en az 15 dakika ugrasiyorum. Gittiginde 90 kilometre ugrasmistim. Dakika cinsinden neye tekabul ettigini bilmiyorum. Dinlememek icin acmadigim 2 liste kadar bir zamandi. Seni evine goturecek kadar bir zamandi. Ama benim burnumun kirmiziligini gecirmeyecek kadar kisaydi.

Cocugun adi John. O da gidiyordu. Mecburiyetten. Irak’a gidiyordu. Cocuk Irak’a gidebiliyordu, ben sana gelemiyordum. Gelemiyordum. Ustelik havaalanlarinda seni opemiyordum da. Ne olacak halbuki, cocuk ta Irak’a gitmis, ben seni opemiyorum.

Dokundugun her sey, her yer bos. Cunku o kanepe sen gel diye alinmis gibi, o sandalye sen otur diye. Arabaya yan koltugu bir gun sen gelirsin diye koymuslar. Koskoca bir restauranti bir gun senle ben karsilikli oturalim diye insa ettiklerini biliyor muydun? Oksuruk suruplari sen ic diye alinmis.

Kalbim cok agir, seni korumaya ihtiyacim var. Beni korumana ihtiyacim var.

%d bloggers like this: